|
|
İletkenin
belirli bir noktasından bir saniyede geçen yük miktarı akım olarak belirtilir
ve Amper birimi kullanılır.
Elektrik akımının oluşması için iletkenin
iki ucu arasında bir enerji farkı bulunması gerekir. Bu fark
potansiyel fark veya gerilim olarak adlandırılır. Gerilim birimi
Volt'tur.
Akımın yönü itibarıyla iki tür akım vardır. Doğru akım olarak adlandırılan
akım tek yönlüdür ve piller ve aküler tarafından oluşturulur. Evlerde
kullandığımız elektrik türü olan alternatif akım ise saniyede 50
defa yön değiştirecek şekilde üretilmektedir. Alternatif akım döner eksene
sahip jeneratörler tarafından üretilir.
Elektrik akımının bu hareketi parçacık düzeyinde olsa da akımın
büyüklüğüne bağlı olarak belirli bir enerji barındırır. İşte bu enerji
evlerimizdeki elektrikli aletlerin çalışmasından tutun da fabrikalardahi
pekçok hareketli aksamın işlemesine kadar bir çok alanda kuvvet sağlayıcı
olarak kullanılır. Dünyada kullanılan tüm enerji türleri içinde elektrik enerjisinin oranı 1929'da %12 seviyelerindeyken 90'lı yılarda bu oran %35'lere çıkmıştır. Bunun sebebi diğer enerji türlerinden farklı olarak kullanımının çok kolay olmasıdır.
Bununla beraber eletriğin bir enerji kaynağı olarak bazı dez avantajları da vardır. Diğer enerji türlerinden farklı olarak elektrik enerjisini depolamak
neredeyse imkansızdır. Depolanamama sorunu elektriği üretim alanlarından hatlar yardımıyla istenilen bölgelere taşınması gibi pahalı bir sonuç doğurmuştur.
Elektrik enerjisi sadece dönüştürülebilir düzeneklerle dolaylı
yoldan depolanabilmektedir. Bu da ancak küçük çaplı kullanımlar için yeterli olmaktadır; Akü ve pillerde kimyasal enerji olarak
depolanan enerji, reaksiyonların başlamasıyla elektrik enerjisi olarak
açığa çıkmaktadır.
Elektrik sadece fiziksel evrenin bir bileşeni değildir. Canlıların
doğasında da elektrik akımı biyolojik faaliyetler için kullanılmaktadır.
Özellikle sinir hücreleri arasındaki iletişim elektrik akımı yoluyla
olmaktadır. Elektrokinetiğin de başlangıcı sayılan 1790 tarihi olayda Kalvani farklı iki maddenin temasıyla bir kurbağanın bacağının hareket ettiğini göstermiştir. Bu deneyimle başlayan ve elektrofizyoloji denilen bilim dalı canlıların bünyesinde elektrik akımının
etkilerini inceleyen bilim dalıdır.
Türkiye'nin ilk elektrik üreteci 1902 yılında Mersin-Tarsus'ta
tesis edilen, bir su değirmenine bağlanmış bir dinamodur. Bu dinamo
2 kW gücündeydi. Sonraki yıllarda yapılan barajlarla beraber elektrik
enerjisi üretme miktarımız programlı bir alana girmiştir. 1913 yılında İstanbulda yapılan Silahtarağa santralının kurulmasıyla ciddi anlamda ilk elektriklendirme gerçekleştirilmiştir. Termik santraller
ve yakın yıllarada rüzgar türbinleri ülkemizde elektrik enerjisi
elde etmek için kullanılmaktadır.
Türkiye'de 2006 yılı III. döneminde elektrik üretimi 34.306 GWh
olarak gerçekleşmiştir. Elektrik enerjisinin %41,23'ü sanayide, %23,81'i
meskenlerde, %15,85'i ticarethanelerde, %4,14'ü tarımsal sulamada, %3,52'si
resmi dairelerde, %2,06'sı sokak aydınlatmasında, %1,81'i şantiyelerde
ve %7,58'i ise diğer ve doğrudan satışlar olarak tüketilmiştir
|